Aslında vazgeçmedim. Sadece uzlaşmayı öğrendim.
Pek çok insanın ortak sorunudur kilo takıntısı. Dış görüntüyü çok önemseyen bir ırk insan ırkı malum. Millet de şu Victoria's Secret meleklerini izleye izleye zayıflık aşığı olmuş. N'apalım? Kilomuza takmayalım da n'apalım ha???
Hele ki, çocuğunu saray mensuplarına özenerek büyütmeye çalışan bir orta sınıf aileden geliyorsak, bu takıntıya nasıl yenik düşmeyelim?
Kendimden örnek vereyim:
3 yaşından beri bale yapmaya özendirirdi annemler beni. Yapım hep kaslı ve esnek olduğu için yeteneğim de vardı, severdim de dans etmeyi. Ama annem beni çok güzel beslemiş n'apiyim? Gocumandım. Güçlü ve gocuman. Bale hocalarım da hep beni bir kenara çekip: 'Çok yeteneklisin, bizim stüdyoda devam etmeni çok isteriz. Ama biraz kilo ver...' der dururdu.
Bunu 5-6 yaşlarında minnak bir kız çocuğuna söylediklerini hayal edin.
Sonra büyüdüm, boy attım. İnce belli, basenli, tipik bir Türk kızı oldum. Kimilerince 'manken gibi', kimilerince 'koca götlü', kimilerince 'güçlü'ydüm. Ama illa bir sıfatım vardı. Bana söylenmeyen tek sıfat: 'zayıf' idi. Ve nedense etrafta imrenilen kızlar hep 'zayıf' olan kızlar olurlardı. Bilek güreşinde herkese yenilen, bir şey taşımak için hep yardıma ihtiyaç duyan kızlar.
İmrenilmeyi kim istemez?
Zayıf olmak istedim. Kabul ediyorum, hep aklımın bir köşesinde bir merak konusuydu zayıf olmak. Ama gerçekten zayıf olmak, benim gibi güçlü yapıda biri için kolay mıydı?
Hayır... Hiç değildi...
Ciddi bir motivasyona ihtiyacım vardı.
Bir değil, 5 değil, 10 değil... Bol bol motivasyona ihtiyacım vardı hatta.
Bol bol motivasyon kotamı nihayet doldurdum.
1 yıl, kendini kaldırmak için bile yardıma ihtiyaç duyan o zayıf kızlar kafilesine girdim.
BAŞARDIM!
Ve ne biliyonuz mu...
Sıkıldım!
İnsanlardan yardım almak güzel bir şey. Ama sevdiklerinizden yardım almak daha da güzel bir şey...
Hele ki en sevdiğinizden!
Bu dönemimde çok ders aldım. Aldığım en mühim ders ise şuydu: 'Seni en çok sen seversin!'
Fark ettim ki, en çok hoşuma giden yardım, benliğimden gelen yardımmış.
Çok da bullshit yapmak istemiyorum. Kıssadan hissemi veriyorum: Kendine yetmek harika bir şey. (Evet, yazının sırf bu kısmı, bundan önceki koca romanımı özetliyor. Nihahahahaha. Kandırdııııımm)
Tartılmaktan vazgeçtim. Kendimi iyi hissettiğim sürece de tartılmayı pek düşünmüyorum. Şu aralar anacığıma söz verdim 2 haftada bir tartılacağıma dair. Bir tek onu yaparım. O da belki...
Ama günlük aldığım kaloriye dikkat ediyorum.
Benim gibi 50 kg ağırlığında ve aktif (haftada ortalama 5 kez spor yapan) biri için kilo vermemek adına minimum günlük kalori alımı: 110 lbs (50 kg'ın pound karşılığı) * 14=1560 ile 110*16=1760 imiş. (Buradaki 14 ve 16, kilo kontrolü için gereken katsayı oranı). Yani benim kilo vermemek için ortalama her gün 1800+ kalori tüketmem gerekiyor. Şimdilik kendime koyduğum hedef de bu zaten. Son derece yapılabilir bir şey olsa gerek;)
İyi gecelerr:))
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder