6 Eylül 2015 Pazar

İKİNCİ TEŞEKKÜRÜM

Sevgili günlük,

Hatırlar mısın bilmem; annemden 1-2 hafta önce geçtiğimiz yıl onlara çektirdiklerim için özür dilemiştim ve bana sabrettikleri için ona teşekkür etmiştim. Annem de, gördüğü mutlu sonun paha biçilemez olduğunu belirtip, 'fazlalıklarım'ı sıkmıştı.

Bugün, hafta sonlarımın vazgeçilmez insanlarından biriyle, uzun bir süreliğine son görüşmem oldu. (Kendisi birkaç haftaya İngiltere yolcusu, doktorasını orada yapacak. Ondan önce de anneannişlerini görmeye bir Bozcaada'ya uğrayacak. Böyle de cool kankalarım var; havalı mıyım ne;) )

Bana bakıp: 'Gerçekten artık eski sağlıksız görüntünden eser kalmamış. Şimdi fark ediyorum. Zayıf değilsin, incesin; mutlusun.' dedi.

'Sen durumun farkında değilsin ama seninle geçirdiğim hafta sonlarının payı çok büyük düzelmemde. Teşekkür ederim'

'Gerçekten farkında değildim, ama dediğin gibiyse, nasıl sevindim anlatamam. Düşündüğünden çok daha değerli birisin'

Düşünüyorum da... Özür dilemek de, teşekkür etmek de bir tür meditasyon aslında. Eskiden bunu anlayamazdım. Sanırım meditasyonunu yapacak gerçek bir üzüntü sebebim yoktu. Stresi mıutsuzlukla karıştırıyordum.

Yeni bir şeyler öğrenmek güzel bir şey. Yaşayarak öğrenmekse daha kalıcı kılıyor.

Her ne kadar yaşama kısmı çok zorlu geçmiş de olsa, şu anki halimden memnunum.

Facebook'tan gördüm; geçen sene bugün Amerika'dan dönmüşüm.

Geçen koca bir sene ilginçti, mutsuzluklarla doluydu. Ama sonunda bana mutlulukların en büyüklerini verdi. Vermeye de devam ediyor.

Kendimi seviyorum. Beni sevenleri daha çok seviyorum. Kendimi sevenler arasında ben de varım. Haliyle kendimi kendimden daha çok seviyorum... Daha fazla karıştırmadan bu yazıyı bitiriyorum.

İyi geceler;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder