1 Eylül 2015 Salı

SEVDİĞİN ŞEY NEYSE ONU YAPACAKSIN!

Sevgili günlük,

Bir arkadaş söyledi başlıktaki cümleyi bugün. Sonra da sanki dediği şey daha önce kimse tarafından söylenmemiş gibi: 'Buldum kendi motto'mu' diye gerindi.

'Ben bu mottoyu bulalı atı alan Üsküdar'ı geçti' diyecektim, ama baktım arkadaş mutlu gururlu, sustum.

Bugün günlerden kan verme günüydü. Küçüklüğümden beri en nefret ettiğim şeylerden biri olmuştu kan vermek. O kübital fossa denen yeri düz tutamıyorum, tutabilemiyorum... E haliyle TUTMUYORUM. Ama sonuçta sağlık bu, o kan alınacak. İşte bu yüzden, küçüklüğümden beri, annemler beni ne zaman kan verdirmeye götürse, yanlarında beni kan verme esnasında tutmaları için izbandot gibi 2-3 tanıdık da getirirler.

Her kan verme savaşımda, 3 günlük kas egzersizimi yerine getirmiş olurum.

Ama şu geçtiğimiz 1 yıllık mazoşizm çağımın bir yan etkisi olmuş; artık kan verirken gıkım çıkmıyor. Hatta ilginç bir şekilde, eğlenceli gelmeye başladı. (O 1 yılda kan değerlerimin içine ettiğim için habire kan vermemden kaynaklı bir alışkanlık olabilir)

Yarın sonuçlarını alacam inşallah...

Kan verme işini hallettikten sonra, acıyı olgun karşılamamla gurur duyan annem: 'Şimdi sana güzeeel bir kahvaltı... Hmm nereyi istersin bakiyim?'

'SARAAAAAYYY'

Reklam yapmak hiç etik değil, biliyorum. Hele ki siyasi bir restoranın reklamını yapmak. Cık cık cık cık. Ayıpladım kendimi. Ama şimdi; 1-şu blogu okuyan kaç kişi var ki?, 2-Allah için, Saray çok güzeeelll!!!

Peynirli menemeni süper bişi arkadaşlar!

Şansa gel, kahvaltım bittikten hemen sonra, yanımdaki durakta biricik okul otobüsüm; 256'm da belirdi...

Okula varır varmaz psikopat sporcu olarak n'aptım? Tabii ki kendimi spor salonuna attım.

Son haftalarda beni kendime getiren ve mutluluğu hatırlatan muhteşem insanlardan biri; spor antrenörüm oradaydı. Onu 3 gün görememiştim. Nasıl da özlemişim!!!

O da beni çok özlemiş. Beni görür görmez suratında güller açtı, sporunu yarıda bırakıp yanıma geldi şamataya başladı. 'Dün gözlerim seni aradı, alıştırdın kendini bana' dedi. Okulun başlamış olmasından, bugün de kan verme hadisem sağ olsun, sabah zaman bulabilmemden gelebildiğimi söyledim. 'Aman kızım, o kadar kan vermişsin, zaten minnacık bişeysin. Çok kendine yüklenme' dedi babacan bir tavırla. 'Tabi hocam, accık kardio yapıcam sadece' diye rahatlattım babacanı.

Hep gym'de ikimiz oluyorduk son zamanlarda. Bugün bir misafir daha vardı. Yaptığı spordan gereken hazzı alamadığından olacak, habire bizi dinleyen; fazla ara verdiğini düşündüğünde zorlayıcı ağırlıklara koşan; motive olmak için aynada 6-packlerini ovuşturan; muhtemelen bir ayrılık yaşadığı için kompleksini kas yığınına dönüşmekle kapamaya çalışan tipitolardan biriydi.

Antrenörüm biraz erken çıktı. Ders programımı ona vermem için gym sonrası ona uğramamı söyledi. Onu çok bekletmiyim diye sporu kısa kestim. Gitmeden evvel tipitoya bakıp biraz üzüldüm haline, ne yalan söyliyim. Bana bundan birkaç ay önceki zamanlarımı hatırlattı. 'Kolay gelsin' dedim. 'Sağ ol, sana da geçmiş olsun' dedi ve ağırlıklara hücum etti.

Klişe mlişe ama, doğru yahu! SEVDİĞİN ŞEY NEYSE ONU YAPACAKSIN!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder