29 Eylül 2015 Salı

ORJİNAL BAŞLIK İÇİN NE FİKRİM NE HALİM VAR...

Nedendir bilmiyorum, günlerdir kronik bir yorgunluk var üzerimde.

Ayın kızıla boyandığı gece (Kurban Bayramı'nın bittiği haftasonu) uyuyamadım. Koskoca 1 yıldır, belki de ilk defa başıma geldi bu uykusuzluk. O uykusuz halimle okula başlayınca, hele bir de o başladığım hafta staj ve nöbet dolu bir hafta olunca...

'Bayramda spor salonunun yüzünü göremedim, dede sporuyla (nam-ı diğer yürüyüş) idare etmekten sıkıldım' inatlaşması yüzünden illa ki gym'e zaman ayırmaya özen gösterince...

Bir yorgunluk olması doğal olsa gerek.

Gerçi yorgunum diye sporu abartmıyorum. 15 dakikalık hafif sabah koşusundan sonra akşama doğru gym'e tekrar uğrayıp, 15 dakikalık ısınma koşusu+hafif kas çalışması+10 dakikalık yürüyüş rutinimden caymıyorum.

Bir de ilginçtir, canım tatlı çekmeye başladı. Karbonhidrat ihtiyacım olduğundan değil; Ayşegül Çoruhlu diye instagram'da garip espriler yapıp duran bir diyetisyen yok mu, onun 'Tokuz ama Açız'gillerine döndüm. Uzunca bir zamandır böyle olmamıştım.

Sırf onu da geçtim. Gereksiz aşırı iştah da var uzunca bir zamandır. Masaya beraber oturduğum insanlar şaşakalarak yemek yiyişimi izliyor. Erkek arkadaşım hariç. Allahtan o da benim gibi yemek yemeyi sevenlerden...

Ya da beni aşırı sevenlerden...

Kullandığım hormon replasman tedavisinin 1 haftalık dinlendirme evresindeyim ve bu yüzden adet kanamam var. Ayrıca kendimi şiş de hissediyorum. Muhtemelen o ilaç yüzünden böyleyim.

Tam anlamıyla normal bir insana dönüştüm sanırım. Yani... Umarım.

Galiba kendimi biraz dinlenmeye ayırdım.

Aşırı iştahım... Yorulmam... Uykuya hasret kalmam... Tatlılara dalmam... Şişkinlik ve adet kanamaları...

Galiba vücudum, kendime çektirdiğim acı dolu bir senenin dengesini sağlamaya çalışıyor.

Ve biliyor musunuz?

Bu durumdan rahatsız değilim.

Lisedeki ergen dönemlerimde, diğer bütün yaşıtım kızlar gibi, kurgusal kitaplardaki vampirlerin aşığıydım (öyle bir fazdan hiç geçmediğini söyleyen bir kıza rastlarsanız uzak durun o kızdan. Kasıntıdır, özgüvensizdir, aşamadığı problemleri vardır; kısacası YALANCIDIR. Vampir değilse kurt adam, kurt adam değilse nefilin, bunların hepsinden bihaberse en azından bir Kara Murat sevdası olmuştur geçmişinde. Stereotype yaptım biliyorum, ama HAKLIYIM). Neyse, lafı çok da uzatmiyim. Kitaplarda hep vampirlerde 'insan olma' arzusu olurdu. Ölümsüz ve mükemmel yaratıklardı, ama mükemmellikten nefret ederlerdi. İnsan oldukları zamanlarda 'mükemmeliyetçi' kişiliği olan vampirlerse, o arzularını kendilerine yediremezlerdi ve baskılamak için 'insan' kavramını aşağılarlardı.

Vampirlerin mükemmellikten neden nefret ettiklerini anlayamazdım.

Sonuçta insan olmak nedir ki?

Avaraj biri olmak nedir ki?..

Hep böyle düşünürdüm.

Çocukmuşum.

Bu dünyada normallikten daha güzel bir şey yok. Olmadı, olmayacak.

İnsan olmak normal olmak yahu...

Geçirdiğim depresyondan aldığım en doğru düzgün derslerden biri: 'Hayatını farklı olmaya adayan mükemmeliyetçilerden uzak duracaksın.'




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder