15 Ağustos 2015 Cumartesi

AİLEMİN CANINI YAKMAK İSTEMİYORUM

Sevgili günlük,

Bugünün gündemini söylüyorum: 20 YAŞ DİŞİM ÇEKİLDİ!

Koskoca bir mazoşizm yılından sonra, operasyon bana vız geldi tabii ki. Yalnız, operasyon sonrası çekilen o kemik ağrısı yok mu? Offf... İğrenç bir şey. Hala acayip ağrı yapıyor, anestezinin etkisi geçtikçe de ağrı artıyor. (operasyondan 4 saat sonrasından bahsediyorum!)

Açıkçası, ağrı iğrenç bir his olsa da, ağrıdan hoşlanmama duygusu harika bir his. Çok garip bir cümle oldu farkındayım. Şimdi, normal bir insan gibi söyleyeceğim demek istediğimi: Kendime daha fazla acı çektirmek istemiyorum, mazoşist olmak istemiyorum, artık 'normal' sıfatına layığım; bunu bilmek HARİKA BİR DUYGU.

Demin, öğlen yemeğine oturduk ve yemekte en sevdiğim balıklardan biri; levrek vardı. Ağrıya rağmen zar zor da olsa yedim, o derece güzel. Çiğnedikçe artan ağrı yüzünden yiyemediğim ekmeğe bakıp yüzümü buruşturdukça, annemle babamın suratlarında bir gülümseme belirdi:

'Kızım, nasıl güzel bir şey oldun sen... Vallahi nazar değecek! Bu kilo sana çok yakıştı; kendine geldin!'

Buraya kadarı çok iyi. Gerine gerine arkama yaslanıp, minik lokmaları hüptriklemeye devam ettim. Sonra babam konuşmaya devam etti:

'Kendine yaptığın şeylere hala inanamıyorum... Nasıl yaptın... vs vs'

Tüm 1 yıl kendimi suçlamaktan, babamın sarf ettiği cümleleri sürekli iç ses olarak duymaktan nasıl yorulmduğumu hatırladım. Başka da bir işe yaramadı babamın dedikleri.

Hala susmadı...

'Amerika'dan döndüğünde nasıl da şaşkına dönmüştüm... Nasıl üzülmüştüm... vs vs'

Artık babamı susturmak istedim, müdahale olmadan da susmayacağı belliydi:

'Baba... Ben pek öyle hatırlamıyorum.'

Babam: 'Nasıl yani?'

Ben:'Bence konuşmaya gerek yok, sadece düzeldiğime sevinelim'

Annemin hoşuna gitti babama karşı çıkmam; zaten ne zaman babama negatif bir yorumda bulunmaya yeltensem, annemin hoşuna gider: 'Yok kızım, konuş lütfen. (Sırıtmaya devam eder) Devam et. Baban merak ediyor'

Ben: 'Annem bana kilo almamı söylediği halde sen sürekli, hayır böyle çok iyi; çok narin duruyor; aferin kızım, demiştin birkaç kere. O da yetmiyordu, odama gizlice girip bana 'Kilo almana hiç gerek yok, alacaksan 1-2 kilo al, kaslan, ama böyle de çok iyi' diye konuşup duruyordun. Bence pek de üzülmüş değildin'

Babam: 'Ne münase...'

Annem: 'Kız haklı. Aynen öyle yapıyordun. Ben olmasaydım, bu kız asla...'

Annem böbürlendikten sonra da durmadım. Eski, çocuksu kişiliğim duramadı daha doğrusu:

'Annecim, yeter. Hepinizin payı var o durumuma düşmemde. Şimdi susalım. Kendimi suçlamaktan yoruldum'

Babam: 'Çünkü senin o duruma düşmende hiçbir suçun yok... Pehh'

Ben: 'Yok, ben çocuğum. Ben suçsuzum'

Babam: 'Eminim çocuksundur. 18 yaşından sonra çocuk sayılmıyorsun kızım, öğren. Arkadaşlarının suçlarını bize atma.'

Ben: 'Yaşadığım şey Amerika'yla ya da arkadaşlarımla belki ilgili olabilir, belki olmayabilir. Ama kesinlikle çocukluk zamanlarımda aşamadığım şeylerle ilgisi var. Çevresel faktörler yüzünden bu hale geldim, yoksa ne diye kendimi incitmek isteyeyim. Arkadaşlarım çevresel faktörlerden biri evet. Ama unutmayın, ben evcimen bir kızdım hep. Çevremin %90'ı sizdiniz.'

Annemle babam sustu.

Ben sustum.
.
.
.
Ben:'Neyse, tatsız konuşuyorum. Kapatıyorum bu konuyu'

Babam: 'Yok kızım, kapatma. Hatamız neyse söyle, düzeltelim'

Annem: 'Evet kızım, biz hep doğru şeyler yaptığımızı zannediyorduk. Ama mükemmel değiliz demek ki'

Ben: 'Kimse mükemmel değildir annecim. Bu saatten sonra neyi düzelteceksiniz be babacım. Her şey yolunda. Konuşmaya gerek yok. Yaşınızı başınızı almış insanlarsınız, ne dersem diyeyim değişmeyeceksiniz, değişmenizi istediğim de yok. Ben de mükemmel değilim annecim; şu an eskisine göre çok daha olgun olduğumu zannediyorum ama belki de 20 yıl sona yepyeni bir orta yaş krizi beni bekliyor.'

Babam: 'Sen çok iyisin kızım. Hep de seninle iftihar ediyoruz. Gitgide de daha iyiye gidiyorsun.'

Ben: 'Teşekkürler babacım, zaman her şeyin ilacı'


Finito...

Zaman her şeyin ilacı; inşallah şu diş ağrısının da ilacı olur :S

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder