26 Ağustos 2015 Çarşamba

YENİ İNSAN=YENİ RENK

Sevgili günlük,

Hatırlar mısın? Sana ilk yazmaya başladığım zamanlarda, üniversitenin spor koordinatörünün gelip beni kısa koşularda yarıştırmak istemesinden ve bu fikirden bayağı bir heyecan duymamdan bahsetmiştim.

O spor hocası son haftalarda tekrar kendini gösterdi.

Çok şey öğretti, hala da öğretiyor.

Tam bir baba gibi.

Ailesini anlatıyor, 'Spor gibisi yoktur, doğru yoldasın' diyor, onu bırak ailemi bırakmak istemediğim için yurtta kalmaktansa her gün köprü trafiği çekmeyi yeğlememi bile akıllıca buluyor.

Her cümlesinden de görmüşlük geçirmişlik akıyor.

Şu son haftalarda kendimi çok daha dinlenmiş hissetmemi sağlıyor.

Acımasızca yorum yapmasını da biliyor, ama kırmadan yapıyor bu yorumları bir şekilde.

Hakkımda yaptığı en sevdiğim yorumsa şu:

'Sporla kendini nasıl zorlayacağını çok iyi biliyorsun, ama sporunu bitirdikten sonra kendini nasıl rahatlatacağını bilmiyorsun; esnemeni düzgün yapamıyorsun. Sanki rahatlamak istemiyorsun'

Koskoca 1 yıl sporu kendimi cezalandırmak için yaptığımı, spor fikrini mazoşist isteklerime kurban ettiğimi söylemeye çekinmiyorum. Her şeyimi ona anlatıyorum. Çünkü o da bana anlatıyor.

YAŞADIKLARINDAN UTANMAMAK KADAR BÜYÜK BİR HAFİFLİK YOK.

Kazandığım her gram yağ hücresinin ağırlık hissini, geçmişimden utanmayı günden güne azaltarak atıyorum.

Sanırım artık utanç mutanç da kalmadı. Önüme gelene anlatabilirim. Ne var? Erken bir orta yaş krizi geçirmişim şunun şurasında. Allah allah...


İyi geceler!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder