Annemle babam her güne şükrederek uyanmaya başladı, eski mutlu aile tablomuza dönmek bu dünyadaki her şeye bedel gerçekten.
Annem habire bana bakıp, 'Ne güzel bir kızım var' demeden edemiyor. 'Kolların çok güzel olmuş... Ayh benim kızım ne de güzel göt göbek olmuşşş... Bırak kızım sana şişman desinler, başkalarını boşver!..' tarzı yorumlar yapıyor, her günün ritüeli oldu bu.
En güzeliyse, kilo aldığıma dair yorumlar gerçekten beni mutlu ediyor, içimde 'O aldığın kiloları derhal geri veriyorsun, spor salonuna marş marş' diyen anoreksik kızın sesinden eser kalmadı.
Kendimi seviyorum.
Her zamankinden daha güzel, daha güçlü, daha enerjik, daha sağlıklı olmak... İstediğim şey bu.
Her konuda annemle anlaşıyoruz, ama güç konusunda sanırım çelişiyoruz.
Sabah, Marilyn Monroe'nun şu ünlü etek uçuşturduğu kült filmini izliyorduk: The Seven Year Itch
Ve anneciğimden günün sinir bozucu yorumu hemencecik geldi: Ayy ne güzel yuvarlak hatlı kadın... Ben böyle seviyorum işte, kadın dediğin yuvarlak olacak.
Annem bu şekilde kadını överken, ben kadının bambaşka şeylerine takıldım: 'Aptalım, kullanılmaya hazırım, bak ne kadar seksi pozlar veriyorum, aranıyorum, gel beni kullan vücudumu' diyen bakışlar, bu bakışları seksi kılmaya çalışan ses tonu, güçsüz ve minik bir figür, minik figüre rağmen yer yer korse giymeyi ihmal etmemesi...
Bunların hepsi, 'Kendi başına hayatını sürdüremeyecek ihtiyaç sahibi kadın' modeli çiziyor. Annemin öve öve bitiremediği kadın modeli bu.
Kimle konuşsam konu Marilyn Monroe'ya geldiğinde, tarihin en kadın figürü algısı oluyor karşımdakinde. Benim içinse kadınlığın yüz karası. Marilyn Monroe'dan nefret ediyor değilim. Hayat hikayesini okumuştum küçükken, o zaman anlam verememiştim yaşadıklarına. Sadece ünlü ve güzel algılanan görüntüsü yüzünden imrenmiştim ona. Şimdi sadece, üzülüyorum. O kadına üzülüyorum, ama Marilyn Monroe fikrinden nefret ediyorum.
Hayır, ben bir feminİST değilim. Hiçbir şeyin İST'liğini kendime yakıştırmıyorum.
Sadece güçlü olmak istiyorum. Bavullarımı kendim taşıyabilmek, tırmanmam gerektiğinde kendimi kaldırabilmek, kimsenin yardımına ihtiyaç duymadan. İşin sonunda yalnız olduğumu gördüm zaten, beni seven bir elin parmaklarından az sayıda kişi olduğunu fark ettim. Kimseyi suçladığım yok, hayatın gerçeği bu. Sorun değil. Gerçekten yardıma ihtiyaç duyduğum bu yılda da bana yardım eli uzatan bir tek onlar vardı zaten. Onlardan yardım istemek için vücudumun 'Yardıma ihtiyacım var' diyen bir imaj çizmesine de gerek yok, minik bir 'yardım' diye fısıldasam hemen yanımda bitmeye hazırlar. Durum buyken niye kendimi minik ama yağ torbası, aptal ama seksi yapayım ki?
İhtiyaç sahibi görüntümden çok sıkıldım. Denedim gördüm, beğenmedim.
Yuvarlak hatlara gelince... Her vücut tipi kabuldür arkadaşlar. Kimileri genleri gereği ektomorftur, kaslanmakta zorlanır; kemik torbası olur n'aparsa yapsın. Şanslı genleri olanlar dengeli bir vücuda sahiptir; spor yaparsa atletik olur, yapmazsa yuvarlak olur. Bir de metabolik sendrom çeken endomorflar vardır ki, sevimli güzellerimizdir; sağlıklı yiyip spor yaparlarsa atlet olurlar, günaha girip alkole dadanırlarsa dombilik ama mutlu olurlar. Bunların hiçbiri çirkin değil, çirkinlik de güzellik de duruşumuzda. Duruşunuzu düzeltin anacım. Pilates yapın bale yapın yoga yapın. Ama şu duruşunuza bir çeki düzen verin yahu!
Haydin eyi geceler...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder