Çok değil, 1 yıl önce falan; bulunduğum bir ortamda 'sevginin gücü' tarzı konuşam sosyetik teyzelere rastlayınca, 'Ay anladık, mutluluktan Nirvana'ya erişmişsiniz' der, bir yerimle gülerdim. Küçümserdim o teyzeleri ve teyze ruhluları.
Bugün, stajda 30'lu yaşlarda, saygı duyduğum bir abi beni yanına çağırdı. Sevgilisinin yanında olmayışından, kendini yalnız hissedişinden ve etraftaki diğer kızlara bakma ihityacı duyduğundan bahsetti. Sonra da, 'Sadece 1 gecelik bir ilişki yaşasan, sevdiğinin bundan hiç haberi olmasa ve mutlu mesut hayatına devam etse... Bu yanlış mıdır? İhtiyaç duymuşum da yapmışım, kimsenin de kalbi kırılmaz. Bu aldatmak mıdır?' diye sordu. Bana sormuş gibi görünse de, kendini sorguladığı belliydi.
O abiye acıdım. Kendini kandırdığı için acıdım. Sevgiyi bildiğini zannettiği için acıdım.
Sevginin anlamını bilmeseydim, abiye hak verebilirdim. 1 yıl önce o abiyle tanışsaydım, 'Doğru söze ne denir be abi? Millet bağzen fazla felsefe yapıyor' derdim.
1 yılda neler değişiyor...
Katılmadığımı görünce beni ikna çalışmalarına başladı.
Erkek arkadaşımı sevip sevmediğimi sordu. Tüm kalbimle seviyorum, dedim.
22 yaşında bir kızdan beklenmeyecek bir ağırlıkla söylemiş olacağım, alay eder bir edayla, 'Neden senin ona duyduğun şey sevgi de, benim kız arkadaşıma duyduğum şey sevgi değil? Erkek arkadaşın n'aptı da bu KUTSAL HİSsi hakketti?' diye sordu.
'Hayatımı kurtardı.' dedim.
Sevginin gücünü azımsamamak lazım arkadaşlar. Sosyetik teyzeler boşuna sosyetik olmuyor. Ne çekiyorsak sevgisizlikten çekiyoruz. Ya da yeterince sevilmediğimizi hissetmemekten.
Kendini sevmeden olmuyor.
Denedim de konuşuyorum.
OL-MU-YOR...
İyi geceler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder